Buraya geldiysen dünyadan uzaktasın
Geri dönüşün ise bir o kadar yakın
Zaten sonsuza değin kalamazsın
Alacağını al ve git herkes gibi
Gün doğmadan gitmelisin
Ve doğmadan gelmeli
Karanlığın kanatı
Uçurmalı seni
Aydınlığa
Güle
Güle
emRe önbayraktar
Eylül 28, 2009
'Ara'da Bir
Mis Sokağın önündeki çöpleri ezerken
karışmışmıyımdır acaba
dördüncü beşinci katlardan birine gizlenmiş
bir deklanşörün yıllar sürecek hapsine
Bekar Sokağa ilk girişimizde belki
ya da başka bir köşesinde İstiklal'in beraberce
tut ki bir fotografta yakalandık
ve hiç bir önemi yok hangi tarafındayız
birbirimizin
gerçek çünkü
bir parmak ucunda dondurulan
an kadar gerçek
tut ki arada bir sokakta
arada uğradığın bir mekanda
asmışlar koca koca
cam kenarlarına
işte öyle arada derede bir yerde
sevgilinin gözlerinden ayrılan gözler
takılır ya duvarlara arada bir
tut ki denk gelmişiz bir bakışta
kolkola yakalandığımız bir fotografta
kalabalığın içinde
biryerlerde
uyuna kalınmış bir masal eşliği gibi
sevdiğinin dizlerinde okunan
yazdığı şiirindeki dizelere
ilham olmuşuz bir şairin
henüz bizi tanımadan
tut ki bir fotografta yakalandık
ve hiç bir önemi yok
el ele miyiz değil miyiz
gerçek çünkü
mutluluğun gözdeki buğusu kadar
gerçek
arayan gözlerin aradığı
gerçek kadar
gerçek
okusunlar diye bu arayıştaki gerçeği
Ara'da (bir) yazılan sözler kadar.
4/11/2008
Emre Önbayraktar

(ARA GÜLER'in İstiklal caddesindeki Ara Cafe adlı mekanına ithafen yazılmış kendisine elden hediye edilmiştir.)
karışmışmıyımdır acaba
dördüncü beşinci katlardan birine gizlenmiş
bir deklanşörün yıllar sürecek hapsine
Bekar Sokağa ilk girişimizde belki
ya da başka bir köşesinde İstiklal'in beraberce
tut ki bir fotografta yakalandık
ve hiç bir önemi yok hangi tarafındayız
birbirimizin
gerçek çünkü
bir parmak ucunda dondurulan
an kadar gerçek
tut ki arada bir sokakta
arada uğradığın bir mekanda
asmışlar koca koca
cam kenarlarına
işte öyle arada derede bir yerde
sevgilinin gözlerinden ayrılan gözler
takılır ya duvarlara arada bir
tut ki denk gelmişiz bir bakışta
kolkola yakalandığımız bir fotografta
kalabalığın içinde
biryerlerde
uyuna kalınmış bir masal eşliği gibi
sevdiğinin dizlerinde okunan
yazdığı şiirindeki dizelere
ilham olmuşuz bir şairin
henüz bizi tanımadan
tut ki bir fotografta yakalandık
ve hiç bir önemi yok
el ele miyiz değil miyiz
gerçek çünkü
mutluluğun gözdeki buğusu kadar
gerçek
arayan gözlerin aradığı
gerçek kadar
gerçek
okusunlar diye bu arayıştaki gerçeği
Ara'da (bir) yazılan sözler kadar.
4/11/2008
Emre Önbayraktar

(ARA GÜLER'in İstiklal caddesindeki Ara Cafe adlı mekanına ithafen yazılmış kendisine elden hediye edilmiştir.)
Gaz-zede
Emekliyor duygular sabah sabah
Hayatlar doğuyor yeni bir güne
Gazeteler etine dolgun
Kanlı gözyaşlarıyla anaların yüzleri
Boğaza doygun gözleriyle martılar ekmeğe
Gazze'de insansız uçaklar beşikteki bebeğe pike yapıyor
Binleri, onbinleri, milyonları tavliyor yalanlar
Sabırla bekliyor kabirlerinde yatanlar
Gaz maskeleriyle hergün yeni bir baloya davetli
Üşümek nedir bilmeden her gün yananlar
Fosforlu bahçeleri vardır çocukların orada
Hiç sıkılmaz geceleri bile misket oynarlar
Bir gözleri yaşlı bir gözleri yok
Koca koca bombalara karınları tok
Kıvranır elleri ve mor mor dizleri
Sulanırken yine bir şairin sözleri
Boğaza doygun gözleriyle martılar ekmeğe
Gazze'deki çocuk postaldaki tekmeye talim
Beyaz kanatları bir çırpıda soruyorlar;
'Ne olacak halin?'
Üzülmeyin ey canlar, gerek yok!
En mutlu çocuklar Gazze'de ölür
Anne karnında vurulur gözü
Henüz yaşı bile yok
8 Ocak 2009 perşembe
Emre Önbayraktar
Hayatlar doğuyor yeni bir güne
Gazeteler etine dolgun
Kanlı gözyaşlarıyla anaların yüzleri
Boğaza doygun gözleriyle martılar ekmeğe
Gazze'de insansız uçaklar beşikteki bebeğe pike yapıyor
Binleri, onbinleri, milyonları tavliyor yalanlar
Sabırla bekliyor kabirlerinde yatanlar
Gaz maskeleriyle hergün yeni bir baloya davetli
Üşümek nedir bilmeden her gün yananlar
Fosforlu bahçeleri vardır çocukların orada
Hiç sıkılmaz geceleri bile misket oynarlar
Bir gözleri yaşlı bir gözleri yok
Koca koca bombalara karınları tok
Kıvranır elleri ve mor mor dizleri
Sulanırken yine bir şairin sözleri
Boğaza doygun gözleriyle martılar ekmeğe
Gazze'deki çocuk postaldaki tekmeye talim
Beyaz kanatları bir çırpıda soruyorlar;
'Ne olacak halin?'
Üzülmeyin ey canlar, gerek yok!
En mutlu çocuklar Gazze'de ölür
Anne karnında vurulur gözü
Henüz yaşı bile yok
8 Ocak 2009 perşembe
Emre Önbayraktar

Rüzgarüstü İstanbul
Dal kıpırdamıyor da sanki
Apartmanları, tepeleri kudurmuş
Bir akşam rüzgarüstünde kanatlandı
İstanbul
Gözleri tepelerinden bakarken
Ciğerleri boğazından soluyor
Kulakları parçalayan bu ses
Kimin ruhuna huzur verir...
Böyle bir çelişkiyi kimler sever ya!
Hayaletler...
İstanbul'da bir rüzgarüstü akşamı
Hayaletler tutmuş köşe başlarını
yol gösteriyor
Hiç bir çilingir açamaz sofralarına
varan kapıları
Sofraları uzun uzun
Tabakları tepeleme hüzün
Tabakaları gül beyazı duman
Herkes ev sahibi misafirlikte
Rüzgarüstü bir akşam
İstanbul öyle bir eser ki onlar toplanırken bir araya
Boğazından solur
Yedi gözlü İstanbul
Tepelerinden bakarken yattığı toprağına ağlar
Hayaletlerin hayali de gerçeği de işte bu rüzgar
O kadar çok hayalettim ki
korktunuz
O kadar çok hayal ettim ki
Gerçekliğiniz gitti
Bir de baktım yoktunuz
Ne İstanbul
Ne sen
23/11/2008
Emre Önbayraktar
Apartmanları, tepeleri kudurmuş
Bir akşam rüzgarüstünde kanatlandı
İstanbul
Gözleri tepelerinden bakarken
Ciğerleri boğazından soluyor
Kulakları parçalayan bu ses
Kimin ruhuna huzur verir...
Böyle bir çelişkiyi kimler sever ya!
Hayaletler...
İstanbul'da bir rüzgarüstü akşamı
Hayaletler tutmuş köşe başlarını
yol gösteriyor
Hiç bir çilingir açamaz sofralarına
varan kapıları
Sofraları uzun uzun
Tabakları tepeleme hüzün
Tabakaları gül beyazı duman
Herkes ev sahibi misafirlikte
Rüzgarüstü bir akşam
İstanbul öyle bir eser ki onlar toplanırken bir araya
Boğazından solur
Yedi gözlü İstanbul
Tepelerinden bakarken yattığı toprağına ağlar
Hayaletlerin hayali de gerçeği de işte bu rüzgar
O kadar çok hayalettim ki
korktunuz
O kadar çok hayal ettim ki
Gerçekliğiniz gitti
Bir de baktım yoktunuz
Ne İstanbul
Ne sen
23/11/2008
Emre Önbayraktar

İlk
Neden üzüldüm ki gittiğine bu kadar
Aşk deme bana
Aşk, sessizliğinde kendini anlatabilendir
Sen inanmazsın ona
O zaman şimdi,
Siyahına bürünme zamanı kaçışlar senin
Aşkla sürünme zamanı kalışlar benim
Aşka henüz sürünmeden üstelik
Eh..bu da bir ilk
Emre Önbayraktar
21 Mart 2009
saat 03:06
Aşk deme bana
Aşk, sessizliğinde kendini anlatabilendir
Sen inanmazsın ona
O zaman şimdi,
Siyahına bürünme zamanı kaçışlar senin
Aşkla sürünme zamanı kalışlar benim
Aşka henüz sürünmeden üstelik
Eh..bu da bir ilk
Emre Önbayraktar
21 Mart 2009
saat 03:06
Kül ve Gül
İstanbul sisliydi bu sabah
Yanan kalplerin isli soğukluğu yanaklarımda
Yangın sonrası bir dumanı soludum sanki
Sabah esintisinde savrulan herşey
Yangınlardan arta kalan
Bir avuç kül gibi
Martılar evsizdi bu sabah
Serçeler de öyle
Denizkenarında misafirsiz yasaklı çaybahçeleri
Yalnızlığı büyütüyor
Örülü duvarlar ardında
Kapısız, ışıksız, sessiz
Ama kokun hep var
Bir avuç gül gibi
2 Nisan 2009
Perşembe
08:17
Emre Önbayraktar
Yanan kalplerin isli soğukluğu yanaklarımda
Yangın sonrası bir dumanı soludum sanki
Sabah esintisinde savrulan herşey
Yangınlardan arta kalan
Bir avuç kül gibi
Martılar evsizdi bu sabah
Serçeler de öyle
Denizkenarında misafirsiz yasaklı çaybahçeleri
Yalnızlığı büyütüyor
Örülü duvarlar ardında
Kapısız, ışıksız, sessiz
Ama kokun hep var
Bir avuç gül gibi
2 Nisan 2009
Perşembe
08:17
Emre Önbayraktar

Yüz yağmurları
Saatler var dinmedi gözlerim
Yazılanlar hecelerinde yankılandıkça
Kulaklarımda çınlar sesin
Siz aşkın ipeksi dokunuşları!
Sesinizde kısıldıysam
Sevmekten de vaz geçtim demedim yani
Aşkımızın o büyülü akşam üstleri bitti belki
Ama yeniden doğar üzerimize bir akşam güneşi
Martılar el ele verip karşı sahile uçar yine önümüzden
Yağmurda ıslanan ahmaklar oluruz yine
Ara sokaklar yine çöp kokar
Ve bir dilenci kız kalem satar yine
Üzerimize çokça döküldü yüz yağmurları
Yakındır bahar
Emre Önbayraktar
19/04/2009
Yazılanlar hecelerinde yankılandıkça
Kulaklarımda çınlar sesin
Siz aşkın ipeksi dokunuşları!
Sesinizde kısıldıysam
Sevmekten de vaz geçtim demedim yani
Aşkımızın o büyülü akşam üstleri bitti belki
Ama yeniden doğar üzerimize bir akşam güneşi
Martılar el ele verip karşı sahile uçar yine önümüzden
Yağmurda ıslanan ahmaklar oluruz yine
Ara sokaklar yine çöp kokar
Ve bir dilenci kız kalem satar yine
Üzerimize çokça döküldü yüz yağmurları
Yakındır bahar
Emre Önbayraktar
19/04/2009

Sen de mi Shakespeare !
Martılara selam söylemiştin ya
Bir de, serçelerin saklandıkları yere
Şimdi bakıyorum da,
Ne köpüklerin karartılı kudurganlığını sakinleştirecek bembeyaz gövdeleri var, ne de fırsatçı kırıntılı cıvıltılar senfoniye dönüşebiliyor Poseidon şefliğinde.
Avrupa'dan Asya'ya bakarken gözlerim karanlıkta, beynimdeki tek kişilik bir Hamlet cüretkarlığını kıskanmış olmalı Cheov, hatta Aristophanes'i de ayartmış besbelli ki, martıları serçelerle birlikte saklamış böyle bir akşamda.
Sen de mi Shakespeare!
İstediğin kadar sakla kadınımı satır aralarına!
Juliet te benimdi sen Romeo'yu hayal etmeden çok önce.
26/11/2008
Emre Önbayraktar
Bir de, serçelerin saklandıkları yere
Şimdi bakıyorum da,
Ne köpüklerin karartılı kudurganlığını sakinleştirecek bembeyaz gövdeleri var, ne de fırsatçı kırıntılı cıvıltılar senfoniye dönüşebiliyor Poseidon şefliğinde.
Avrupa'dan Asya'ya bakarken gözlerim karanlıkta, beynimdeki tek kişilik bir Hamlet cüretkarlığını kıskanmış olmalı Cheov, hatta Aristophanes'i de ayartmış besbelli ki, martıları serçelerle birlikte saklamış böyle bir akşamda.
Sen de mi Shakespeare!
İstediğin kadar sakla kadınımı satır aralarına!
Juliet te benimdi sen Romeo'yu hayal etmeden çok önce.
26/11/2008
Emre Önbayraktar

Başlarken
Başlarken biter şiirler.
Yazmak iyidir.
Hafifletirken ağırlaştırır.
Kendini taşıyabilecek misin?
Yaz o zaman.
İlhamı bekleme boşuna.
Onun başı kalabalıkta.
Vesilelerin farkına var yeter.
Biten şiir bitmiştir, dokunma ona.
Ve başlarken biter şiirler.
Yaslarken başını dalmak üzere olduğun uykun gibi
ya başlamamıştır henüz,
Ya da boynundan akamayan yaşlar gibi
önceden içine ağlanmıştır.
Bir sevinçtir
Bir acıdır
Kuru okunur ıslak yazılır.
Yaşamaktandır.
Yaşatmaktan.
17/11/2008
Emre Önbayraktar
Hafifletirken ağırlaştırır.
Kendini taşıyabilecek misin?
Yaz o zaman.
İlhamı bekleme boşuna.
Onun başı kalabalıkta.
Vesilelerin farkına var yeter.
Biten şiir bitmiştir, dokunma ona.
Ve başlarken biter şiirler.
Yaslarken başını dalmak üzere olduğun uykun gibi
ya başlamamıştır henüz,
Ya da boynundan akamayan yaşlar gibi
önceden içine ağlanmıştır.
Bir sevinçtir
Bir acıdır
Kuru okunur ıslak yazılır.
Yaşamaktandır.
Yaşatmaktan.
17/11/2008
Emre Önbayraktar

Çocukluğumda gömün beni
Çocukluğumda gömün beni çocukluğumda
Anlıyor musunuz
Kaç yaşımda ölürsem öleyim
Çocukluğumda gömün beni
Açık sarı saçlarımın uzunluğunca yatırın
Benden büyük arkadaşlarım örtsün üzerimi
Benden küçük kimsenin olmadığı
Benden çok hiç kimsenin sevilmediği çocukluğumda
Japon eriklerini bölüştüğüm yaprak kurtları
Neredesiniz!
Yapraklarınızın gölgesinde saklanan şevkatti annem
Beni ilk alfabeme götüren yollar
Ya siz?
Yüksek binalarınızın rütbesindeki koruyucuydu babam
Kardeşim
Şevkatli gölgelerde güvende dünyadan habersiz
Hatta o bile doğmadan önceki çocukluğumda
Kum bahçemdeki nemli kalelerin manzarasında çomak sokup dağıttığım uçan karıncaların yuvasında yankılanan ve geceleri uykumda ninniye dönüşen o tren raylarının monoton seslerinin, bir ikindi ezanına karışmışlığındaki çocukluğumda
Yağmurlu ağaçların altında aşkı beraber kovaladığım dost
Ve bir diğeri daha hakkını yiyemediğim
Ve birkaç diğeri daha, çok sevdiğim
Dut ağaçlarından çaldığım bahçeler
Çatısından atladığım bir güvercin peşi
Ve sapanla ilk öldürdüğüm kuştan önceki çocukluğumda
Bir Ramazan sahurunda kırmızı patikleriyle tahta masaların altında dans eden küçük kız Rana'nın gözlerindeki beni umursamazlığını farkedişimden önceki çocukluğumda
Mide bulantılı bir lodos sabahında karaya vurmuş ve kokuşmuş dört günlük yosunların üzerine, aynı anda arkamızdaki havaalanına inip inip kalkan uçaklar gibi konup konup uçuşan sineklere saldıran gümüş balıklarının peşindeki çocukluğumda
Bir dedem sağımda bir dedem bağrımda
Kolalı örtüleri serilmiş raflara ait 2 kuklanın, babaannemin gece lambasındaki gölge oyunundan geriye kalan ve henüz hiçbiri ölmeden önceki, hatta ben doğmadan önceki çocukluğumda
Çocukluğumda gömün beni
Toprağımda bir çocukluğum var yürüyecek
Bekliyor yaprak kurtları
Daha nice çocuklar
Japon erikleri yiyecek
02/02/2009
Emre Önbayraktar
Anlıyor musunuz
Kaç yaşımda ölürsem öleyim
Çocukluğumda gömün beni
Açık sarı saçlarımın uzunluğunca yatırın
Benden büyük arkadaşlarım örtsün üzerimi
Benden küçük kimsenin olmadığı
Benden çok hiç kimsenin sevilmediği çocukluğumda
Japon eriklerini bölüştüğüm yaprak kurtları
Neredesiniz!
Yapraklarınızın gölgesinde saklanan şevkatti annem
Beni ilk alfabeme götüren yollar
Ya siz?
Yüksek binalarınızın rütbesindeki koruyucuydu babam
Kardeşim
Şevkatli gölgelerde güvende dünyadan habersiz
Hatta o bile doğmadan önceki çocukluğumda
Kum bahçemdeki nemli kalelerin manzarasında çomak sokup dağıttığım uçan karıncaların yuvasında yankılanan ve geceleri uykumda ninniye dönüşen o tren raylarının monoton seslerinin, bir ikindi ezanına karışmışlığındaki çocukluğumda
Yağmurlu ağaçların altında aşkı beraber kovaladığım dost
Ve bir diğeri daha hakkını yiyemediğim
Ve birkaç diğeri daha, çok sevdiğim
Dut ağaçlarından çaldığım bahçeler
Çatısından atladığım bir güvercin peşi
Ve sapanla ilk öldürdüğüm kuştan önceki çocukluğumda
Bir Ramazan sahurunda kırmızı patikleriyle tahta masaların altında dans eden küçük kız Rana'nın gözlerindeki beni umursamazlığını farkedişimden önceki çocukluğumda
Mide bulantılı bir lodos sabahında karaya vurmuş ve kokuşmuş dört günlük yosunların üzerine, aynı anda arkamızdaki havaalanına inip inip kalkan uçaklar gibi konup konup uçuşan sineklere saldıran gümüş balıklarının peşindeki çocukluğumda
Bir dedem sağımda bir dedem bağrımda
Kolalı örtüleri serilmiş raflara ait 2 kuklanın, babaannemin gece lambasındaki gölge oyunundan geriye kalan ve henüz hiçbiri ölmeden önceki, hatta ben doğmadan önceki çocukluğumda
Çocukluğumda gömün beni
Toprağımda bir çocukluğum var yürüyecek
Bekliyor yaprak kurtları
Daha nice çocuklar
Japon erikleri yiyecek
02/02/2009
Emre Önbayraktar

Sevişen şiir
Şiirler!
Bir yeninize daha soyunacağım az sonra
Yine sömürecek bedenimi kelimeler
Şiddetli bir sevişme öncesi oynaşmalardayım
Çıplak bir kağıdı kazıyacak
Parmak uçlarımın arasında
Kıstırılmış sert bir kalem
Dövme gibi yapışacak boşluğa
Okundukça kalacak
Okunmadıkça hiç unutulmayacak
İleri geri hareket ettikçe kalem
Devam edecek sürtüşmeler
An gelecek duraklayacak düşünceler
An gelecek duraksızca sürüp gidecek
Boşaldıkça boşalacak vel hasıl kelam.
Soyundum
Kelimeler gelin!
emRe Önbayraktar
24-Temmuz-Perşembe-2008
Bir yeninize daha soyunacağım az sonra
Yine sömürecek bedenimi kelimeler
Şiddetli bir sevişme öncesi oynaşmalardayım
Çıplak bir kağıdı kazıyacak
Parmak uçlarımın arasında
Kıstırılmış sert bir kalem
Dövme gibi yapışacak boşluğa
Okundukça kalacak
Okunmadıkça hiç unutulmayacak
İleri geri hareket ettikçe kalem
Devam edecek sürtüşmeler
An gelecek duraklayacak düşünceler
An gelecek duraksızca sürüp gidecek
Boşaldıkça boşalacak vel hasıl kelam.
Soyundum
Kelimeler gelin!
emRe Önbayraktar
24-Temmuz-Perşembe-2008

Hiçbiriniz herkes olmadı
Gözünüzden bana ne aşk görmek için
Sevdalı yüreklere onlar çok gelir
Bakışlar hatıradır işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Gizli gizli kaçmak mı bana yakışmaz
Beklemekse yolları bu aşk sayılmaz
Gittiysem de hep kaldım işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Geçmiş yok gelecek yok sevda çölünde
Çok yeminler edilir hep dönülür de
Kin kusamaz aşıklar işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Nefeslerdeki sihir nasıl bozulur
Akislerde sesiniz hep çınlıyorken
Kalbime mezar kazılır işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Var bir Hikmet bu şiirde böyle yazıldı
Sevdalı yüreklere onlar çok gelir
Bakışlar hatıradır işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Gizli gizli kaçmak mı bana yakışmaz
Beklemekse yolları bu aşk sayılmaz
Gittiysem de hep kaldım işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Geçmiş yok gelecek yok sevda çölünde
Çok yeminler edilir hep dönülür de
Kin kusamaz aşıklar işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Nefeslerdeki sihir nasıl bozulur
Akislerde sesiniz hep çınlıyorken
Kalbime mezar kazılır işte bu yüzden
Hiçbirzaman hiçbiriniz herkes olmadı
Var bir Hikmet bu şiirde böyle yazıldı
Emre Önbayraktar
Siyavi
Bu sözler seni tanımadan yazıldı
Sadece siyaha alışkanlığından mavinin
Bir de sana yakışmışlığından
Mateminde düşünülmeden yazıldı
Mabedinde düşünülenlerse
Bir şairin gizinde
Siyahın kadifesidir seninkisi
Acıtmaz, sıkmaz, bunaltmaz
Dingindir senin siyahın
Üşütmez
Sarmalık bir sıcaktır
Gülüşün gibi
Ya da her ne gizli ise ardındaki
Sığınmalık bir karanlık
Sürekli değil belki
Bir kaçış ama anlık
En mavi
Derinlerde siyah olur
En siyah
Mavilerde sen
Sadece siyahla karışmışlığından mavinin
Bir de sana yakışmışlığından
Yazdıklarım bu yüzden
Emre Önbayraktar
23 Ocak 2009
Cuma
Sadece siyaha alışkanlığından mavinin
Bir de sana yakışmışlığından
Mateminde düşünülmeden yazıldı
Mabedinde düşünülenlerse
Bir şairin gizinde
Siyahın kadifesidir seninkisi
Acıtmaz, sıkmaz, bunaltmaz
Dingindir senin siyahın
Üşütmez
Sarmalık bir sıcaktır
Gülüşün gibi
Ya da her ne gizli ise ardındaki
Sığınmalık bir karanlık
Sürekli değil belki
Bir kaçış ama anlık
En mavi
Derinlerde siyah olur
En siyah
Mavilerde sen
Sadece siyahla karışmışlığından mavinin
Bir de sana yakışmışlığından
Yazdıklarım bu yüzden
Emre Önbayraktar
23 Ocak 2009
Cuma

Şiirsiz
Şiirsizim bugün.
Kelimeler, sulu ve gözleri bulutlu bir havanın saklı neminde.
En güzel kokular sıcak bir çayın deminde.
Alaca bir karanlık üzerimize sindi.
Peki ne olacak şimdi?
Bir akşam simidi tadında soyguna gider açlıklar.
Bir sahil koyunda düşüncelerin koynuna giren aşıklar
hangi koyda hangi oyundalar?
Kilitli kapılar açılınca beklenmedik bir özgürlüğün korkusuyla
köşesinden kıpırdayamamış bir kuşun tedirginliği kaplıyor kalpleri.
İşte budur bir bir yok eden yağmurdaki harfleri.
Sonunda sıfır sıfır berabere şiirsizim bugün.
Ne o!
Henüz düşmemiş son bir damla daha mı var!
Düşüyor mu ne..?
Oluyor mu ne...?
Yok yok...
Şiir sizin bugün.
Emre Önbayraktar
27 Eylül 2008
Cumartesi
Kelimeler, sulu ve gözleri bulutlu bir havanın saklı neminde.
En güzel kokular sıcak bir çayın deminde.
Alaca bir karanlık üzerimize sindi.
Peki ne olacak şimdi?
Bir akşam simidi tadında soyguna gider açlıklar.
Bir sahil koyunda düşüncelerin koynuna giren aşıklar
hangi koyda hangi oyundalar?
Kilitli kapılar açılınca beklenmedik bir özgürlüğün korkusuyla
köşesinden kıpırdayamamış bir kuşun tedirginliği kaplıyor kalpleri.
İşte budur bir bir yok eden yağmurdaki harfleri.
Sonunda sıfır sıfır berabere şiirsizim bugün.
Ne o!
Henüz düşmemiş son bir damla daha mı var!
Düşüyor mu ne..?
Oluyor mu ne...?
Yok yok...
Şiir sizin bugün.
Emre Önbayraktar
27 Eylül 2008
Cumartesi

Tuvaldeki şiir
Sensizlikten yapılı
Kelimelerden çizili
Bir yağlıboya esintisi
Boğuyor fonu masmaviye
Gökyüzünden kırık aşk parçaları
Üzerine yayılmışlar parıl parıl
Mani olamıyorum seni düşünmeye
Bu kayboluş daha beter boğuyor
Gök kubbe paramparça oluyor bugün
Benden götürebildiğin sadece yüzün
21 Haziran 2009
emre önbayraktar
Kelimelerden çizili
Bir yağlıboya esintisi
Boğuyor fonu masmaviye
Gökyüzünden kırık aşk parçaları
Üzerine yayılmışlar parıl parıl
Mani olamıyorum seni düşünmeye
Bu kayboluş daha beter boğuyor
Gök kubbe paramparça oluyor bugün
Benden götürebildiğin sadece yüzün
21 Haziran 2009
emre önbayraktar
Yabancı
Tanımadığım bir kadın ol bu akşam
Kendine bir isim ver yeni baştan
Ben sensizliğe bölünürken
Her parçama birazcık sen dol
Şehir sessizliğe gömülürken
Hanemdeki ay gökyüzünde misafir
Gel de bir Ege türküsü ol kulağımda
emre önbayraktar
02/08/2009
pazar
Kendine bir isim ver yeni baştan
Ben sensizliğe bölünürken
Her parçama birazcık sen dol
Şehir sessizliğe gömülürken
Hanemdeki ay gökyüzünde misafir
Gel de bir Ege türküsü ol kulağımda
emre önbayraktar
02/08/2009
pazar
Asılı
Boşlukta asılı düşüncelerin dağılmışlığında
parçalara dağılmış boşlukta asılı bir adam.
Kim çekti her seferinde altındaki sehpayı
her sefere çıkışta fırtınalı limanlardan.
Huzur yok sana huzurlu koylarda huzur yok.
Lanetli aşkların vehametiyle yanarken
güneşin gözyaşlarındadır ancak tesellin.
Daha da yakar her yakarışta.
Daha da batar her değişte her ağlayışta.
Her deyişte bulamadığın, ok gibi saplanan harfleri
ayıkla teninden ki bir bir, bir feryadı yazabilesin.
Ve böylece boşlukta asılı kelimelere bir yenisini daha ekleyip
kendini yeniden asabilesin.
Yalvar yakar ki bir fani daha tekmelesin
ayaklarıyla altındaki sehpayı şimdi.
Ve dua et ki bir gün sen de ölebilesin.
emreönbayraktar
22 Eylül 2008
pazartesi
parçalara dağılmış boşlukta asılı bir adam.
Kim çekti her seferinde altındaki sehpayı
her sefere çıkışta fırtınalı limanlardan.
Huzur yok sana huzurlu koylarda huzur yok.
Lanetli aşkların vehametiyle yanarken
güneşin gözyaşlarındadır ancak tesellin.
Daha da yakar her yakarışta.
Daha da batar her değişte her ağlayışta.
Her deyişte bulamadığın, ok gibi saplanan harfleri
ayıkla teninden ki bir bir, bir feryadı yazabilesin.
Ve böylece boşlukta asılı kelimelere bir yenisini daha ekleyip
kendini yeniden asabilesin.
Yalvar yakar ki bir fani daha tekmelesin
ayaklarıyla altındaki sehpayı şimdi.
Ve dua et ki bir gün sen de ölebilesin.
emreönbayraktar
22 Eylül 2008
pazartesi

Pusula
Ben kuzeyi severim
Kuzeyden ağladı mı adam
Güneyde yağmur olur
Adam gibi ağlamalı ama
Serin olur kuzey
Soğuk olur, kıştır
Buz keser adam
Adamı da buz
Yollarım kuzey yıldızını gösterir
Kuzey yıldızı güneydekilere yollar
Batıdakilere yollar
Doğudakilere yollar
Aşk donar kuzeyden
Aşk döner kuzeyden
Dünya döner aşktan
Kuzeyden ağladı mı adam
Adam gibi ama
Güneyde yağmur olur
Yağmur olur kar
emreonbayraktar
28 Agustos 2009
Kuzeyden ağladı mı adam
Güneyde yağmur olur
Adam gibi ağlamalı ama
Serin olur kuzey
Soğuk olur, kıştır
Buz keser adam
Adamı da buz
Yollarım kuzey yıldızını gösterir
Kuzey yıldızı güneydekilere yollar
Batıdakilere yollar
Doğudakilere yollar
Aşk donar kuzeyden
Aşk döner kuzeyden
Dünya döner aşktan
Kuzeyden ağladı mı adam
Adam gibi ama
Güneyde yağmur olur
Yağmur olur kar
emreonbayraktar
28 Agustos 2009
İstanbul'a
Genç yaşlarımız aktı gözümüzden
Göz yaşlarımız
Yaşlandık
Aşıkların parkında
Parası bitti aşkımızın konaklamaya
Yollandık
Bankın birine sarhoşluk eden yolcunun
Çekmekte olduğu şarap gibi şişeden
Yıllandık
Ey boğazına gemiler kaçan şehir !
Sen söyle bu gemi nereden gelir
Buz gibi sesi derinden yankılı
Depremler yıkamadı da
Zindanlarda kilitlenmiş duygular
Yumruklarını vurdular kapılara
Öyle yıkıldı bu Bizans
Oyunları karıştı sahte kalplere
Bizim de karışır durur sesimiz
Yıllara
Yollara
Yaşlara
İstanbul’a
emre Önbayraktar
05/şubat/2006
Göz yaşlarımız
Yaşlandık
Aşıkların parkında
Parası bitti aşkımızın konaklamaya
Yollandık
Bankın birine sarhoşluk eden yolcunun
Çekmekte olduğu şarap gibi şişeden
Yıllandık
Ey boğazına gemiler kaçan şehir !
Sen söyle bu gemi nereden gelir
Buz gibi sesi derinden yankılı
Depremler yıkamadı da
Zindanlarda kilitlenmiş duygular
Yumruklarını vurdular kapılara
Öyle yıkıldı bu Bizans
Oyunları karıştı sahte kalplere
Bizim de karışır durur sesimiz
Yıllara
Yollara
Yaşlara
İstanbul’a
emre Önbayraktar
05/şubat/2006
Rüzgarın saçlarından üflediği beste
Kırmızının cinnet geçirdiği dudaklar
Akord kulağından lekeli
Kenarları bir çift bacak izi sıcaklığı
Saç renginden telleri
İnce bel kokulu viyolonselin
Parmak ucundan kapalı perdeleri
O besteyi çalıyor
Rüzgarın saçlarından üflediği
21/02/2009
Cumartesi
Emre Önbayraktar
Akord kulağından lekeli
Kenarları bir çift bacak izi sıcaklığı
Saç renginden telleri
İnce bel kokulu viyolonselin
Parmak ucundan kapalı perdeleri
O besteyi çalıyor
Rüzgarın saçlarından üflediği
21/02/2009
Cumartesi
Emre Önbayraktar
Hayal-i hal
Hep bir hayali sevdim
Onlar ise hep gerçeği kıskandılar
Derinlerde uçmayı sevdim
Uzun nefeslerimi çaldılar
Beni ölümsüz sandılar
emre önbayraktar
02/09/2009
Onlar ise hep gerçeği kıskandılar
Derinlerde uçmayı sevdim
Uzun nefeslerimi çaldılar
Beni ölümsüz sandılar
emre önbayraktar
02/09/2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)